Ekonomi Sözlüğü
Maliye Politikası (Fiscal Policy): Hükümetlerin, istihdam, büyüme ve enflasyon gibi belli amaçları gerçekleştirebilmek amacıyla gelir toplama (vergilendirme) ve harcama yapma yöntemlerini şekillendirmeleridir.
Merkez Bankası Bağımsızlığı: Kavramsal olarak merkez
bankalarının kararlarında dış faktörlerden (çoğunlukla politik)
etkilenmeden, kendi öngördükleri para politikası araçlarını serbestçe
kullanabilmelerini ifade eder. Bağımsızlık kavramının içeriği ve
kapsamı son derece geniş olup, tanımlanması zordur. Bu kavramı
sayısallaştırmak, bağımsızlığı ölçmek amacı ile, yasal bağımsızlığı
temsil eden Merkez Bankası Kanunu (hedefleri ve araçları kimin
saptadığı, diğer kamu kurumları ile ne türden bir ilişkiye sahip
olunduğu, başkanın seçilme ve görevden alınma süreçleri vs), ile
uygulamadaki bağımsızlığı temsil ettiği düşünülen, o ülkedeki kurumsal
ve kültürel yapı ile kişisel faktörler kullanılmaktadır. Enflasyonla
Merkez Bankası bağımsızlığı arasında gözlemlenen yakın ilişki bu
kavramın önemini artırmıştır.
Merkez Bankası Müdahalesi: Merkez Bankalarının kısa ve
uzun dönemli para politikaları amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik
olarak piyasalarda alım-satım yapmalarıdır. Müdahale ile müdahale
edilen, döviz ve faiz gibi değişkenlerin piyasa fiyatlarının politika
öngörülerindeki düzeylere düşürülmesi/yükseltilmesi hedeflenir.
Müdahale yöntemleri farklılık gösterebilir. Merkez Bankaları taraf olup
kendilerini göstererek doğrudan ve açık olarak müdahale edebilecekleri
gibi dolaylı olarak da müdahale edebilirler. Benzer şekilde, Merkez
Bankası müdahaleleri zaman ve miktar açısından önceden
bildirilebileceği gibi, herhangi bir bildirimde bulunulmaksızın da
gerçekleştirilebilir. Müdahaleyi gerektiren durumlar, uygulanmakta olan
para politikası hedefleri çerçevesinde şekillenir.
Morotoryum: Borçlanıcının, ödeme gücünü kaybetmesi
nedeniyle borçlarının tümünü veya bir kısmını ödeyemeyeceğini ilan
etmesidir. Genelde borçlu ve alıcı arasında borcun yeniden
yapılandırılması ile sonuçlanır.
NASDAQ (National Association of Securities Dealers Automated Quotations): Tezgah
üstü piyasalarda (resmi bir düzenleyicisi olmayan) işlem gören menkul
kıymetler için alım-satım fiyatlarının gösterildiği otomatik bilgi ağı.
Net Bugünkü Değer (Present Value): Bir yatırımın
yatırım dönemi boyunca sağladığı getirinin piyasa faizi veya kendi
faizi ile iskonto edilmesi, bugüne indirgenmesi sonucu ulaşılan
değerdir.
Nominal Değer (Par Value, Face Value): Bir kıymetin
üzerinde yazan değerdir. Örneğin, Hazine Müşteşarlığı tarafından
çıkarılan her bir devlet iç borçlanma senedinin nominal değeri,
üzerinde fiilen yazan değer olan 100 YTL'dir. Benzer şekilde 1.000 Yeni
Türk Lirasının nominal değeri üzerinde yazan değer olan 1.000’dir.
Operasyonel Bütçe Dengesi: Faiz hariç ve dahil bütçe
dengesini gösteren geleneksel tanımların, özellikle ekonomik istikrara
sahip olmayan ülkelerde açığın etkilerini tam olarak yansıtmadığı
düşüncesi ile oluşturulmuş bir kavramdır. Esas olarak bütçe açığının
önemi açığın ekonomideki toplam büyüklükler (toplam talep, toplam arz)
üzerinde yarattığı etkiden kaynaklanmaktadır. Operasyonel bütçe açığı
kavramı, toplam talep üzerinde etkili olan açığın, bütçe dönemi
içerisinde ödenen faiz ödemelerinin reel kısmı olduğunu, nominal
kısmın, toplam talep üzerinde etkili olmadığı varsayımından hareket
eder. Bu çerçevede nominal faiz ödemeleri, faiz ödemesini elde eden
birimler tarafından dönem başındaki servetlerinin reel değerinin
amortismanında (korunmasında) kullanılmakta ve aynı amaçla yeniden
yatırıma tabi tutulmakta, dolayısıyla tüketim harcamalarına
yönelmemekte ve toplam talep üzerinde bu anlamı ile etkili
olmamaktadır. Dolayısıyla, talep artışı sadece reel faiz ödemelerinden
kaynaklanmakta ve operasyonel bütçe açığı bu anlamı ile açığı ifade
etmektedir.
Opsiyon (Option): Belirli bir kıymeti, önceden belli
bir vade ve fiyattan alma-satma hakkı veren kontratlardır. Kontratı
elinde tutan kontrata konu olan kıymeti alma (call-option) veya satma
(put-option) hakkına sahip olurken, kontrattan kaynaklanan herhangi bir
yükümlülüğü yoktur. Kontratı satan (yazan) taraf ise vadede kontratı
elinde tutan tarafın, kontrata konu olan kıymeti kontrat şartları
içerisinde almak-satmak istemesi halinde, sözleşme hükümlerini yerine
getirmekle yükümlüdür. Opsiyonu satan (yazan) taraflar bu işlem
karşılığı prim geliri elde etmektedirler. Belirsizliğin (volatilitenin)
yüksek olduğu piyasalarda, kontrat karşılığı prim talepleri çok yüksek
boyutlara ulaşabilmektedir.
Oynaklık (Volatility): Bir kıymetin fiyatındaki
değişkenliğin ifadesidir. Çoğunlukla standart sapma ile ölçülür. Yüksek
bir volatilite artan bir belirsizliğin göstergesidir.
Ödemeler Bilançosu: Bir ülkenin, belirli bir dönem
içinde, mal, hizmet ve sermaye akımları gibi işlemler dolayısıyla dış
dünyadan sağladığı gelirler ile dış dünyaya yaptığı ödemeleri içeren
tüm iktisadi ilişkilerin sistemli bir biçimde yer aldığı bilançodur.
Ödemeler bilançosu, ülkelerin söz konusu dönem içerisindeki dış
ekonomik ve mali ilişkilerinin durumunu göstermektedir. Bir ülkenin
ödemeler bilançosunun incelenmesi, o ülkenin uluslararası iktisadi
ilişkilerinin nitelik ve boyutlarının anlaşılmasına olanak sağlar.
Özel Kapsamlı TÜFE Göstergeleri (ÖKTG): TÜFE'den
bazı alt kalemlerin çıkarılması yoluyla ulaşılan endekslerdir. Para
politikası çerçevesinde uygulanan politikaların etkinliğini ölçebilmek
için TÜFE'den para politikasının kontrolü dışındaki kalemlerin
dışlanması gerekmektedir. Ancak, enflasyona gelen şoklar dönemler
itibarıyla farklı nitelikte olabileceği için, tek bir 'çekirdek
enflasyon' göstergesinin para politikası denetiminde olmayan bütün
unsurları dışlama olasılığı oldukça düşüktür. Bu nedenle çekirdek
olarak adlandırılabilecek tek bir gösterge yerine farklı dışsal
şokların ayrıştırılmasına yardımcı olabilecek şekilde belirlenen özel
kapsamlı göstergeler kullanılmaktadır.
Para Kurulu (Currency Board): Döviz kuru
rejimlerinden biridir. Bu tür bir uygulamada, ulusal paranın değeri
yabancı bir para birimine veya yabancı para birimlerinden oluşan bir
sepete karşı sabitlenir. Para politikası uygulaması açısından
bakıldığında parasal tabanın sadece yabancı para karşılığında yapılan
işlemlerle değişmesine izin verir. Diğer bir deyişle, merkez bankasına
önceden belirlenmiş sabit bir kurdan döviz satıldığı zaman para miktarı
artar, merkez bankasından döviz alındığı zaman azalır.
Para Piyasası: Kısa vadeli (uluslararası piyasalar
için 90 gün ve daha az), yüksek likiditeye sahip finansal
enstrümanların işlem gördüğü piyasalardır.
Para Politikası: Ekonomik büyüme, istihdam artışı ve
fiyat istikrarı gibi hedeflere ulaşabilmek için paranın elde
edilebilirliğini ve maliyetini etkilemeye yönelik olarak alınan
kararları ifade eder. Uygulanmasından sorumlu kuruluşlar merkez
bankalarıdır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununda, Bankanın
temel amacının fiyat istikrarı olduğu ifade edilmiştir.
Para Politikası Kurulu - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (Monetary Policy Committee): Fiyat
istikrarını sağlamak amacıyla para politikası ilke ve stratejilerinin
ve bu stratejiler çerçevesinde Hükümet ile birlikte enflasyon hedefinin
belirlemesi, Türk Lirasının iç ve dış değerini korumak için gerekli
tedbirlerin alınması ve yabancı paralar ile altın karşısındaki
muadeletini tesbit etmeye yönelik kur rejiminin, yine Hükümet ile
birlikte belirlenmesi ile görevli ve yetkili olarak Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası bünyesinde oluşturulmuş bir kuruldur. Para Politikası
Kurulu, Başkan (Guvernör)ın başkanlığı altında, Başkan (Guvernör)
Yardımcıları, Banka Meclisince üyeleri arasından seçilecek bir üye ve
Başkan (Guvernör)ın önerisi üzerine müşterek kararla atanacak bir
üyeden oluşur. Hazine Müsteşarı veya belirleyeceği Müsteşar Yardımcısı
toplantılara oy hakkı olmaksızın katılabilir.
Paranın Dolaşım Hızı (Velocity): Bir birim paranın kaç birim mal veya hizmetin el değiştirmesine imkan sağladığını gösterir. GSMH / Para Stoğu ile ifade edilir.
Parasal Büyüklükler: Parasal büyüklük, dolaşımdaki
para ile finansal kuruluşların parasal ya da paraya çevrilebilir olan
çeşitli yükümlülüklerinin toplamı olarak tanımlanabilir. İçerdiği
varlıkların likit olma derecesine göre çeşitli parasal büyüklük
tanımları bulunmaktadır. Bu parasal büyüklüklerden M1, dolaşımdaki para
ve vadesiz mevduat, M2, M1 ve vadeli mevduat, en geniş tanımlı para
arzı olan M3 ise M2, repo ve B tipi likit fonların toplamından
oluşmaktadır. Rezerv Para, M1 ile fon hesapları ve banka dışı kesimin
mevduatları toplamıdır. Merkez bankasının piyasadaki likiditeyi
düzenlemek amacıyla yaptığı açık piyasa işlemleri nedeniyle bankacılık
kesimine olan nakit yükümlülüklerinin rezerv paraya eklenmesiyle
‘Parasal Taban’a ulaşılmaktadır. Merkez Bankası Parası ise parasal
taban ve kamu mevduatlarının toplamından oluşmaktadır.
Parite: Bir ülkenin parası esas alınarak diğer ülke parasının bu esas alınan ülke parası karşısındaki değeridir.
Petro-dolar: Petrolün dolar cinsinden fiyatlanması suretiyle petrol satışlarından elde edilen geliri tanımlamak için kullanılmaktadır.
Piyasa Faiz Oranı (Market Interest Rate): Para
piyasasında, para arzı ve para talebinin etkileşimine göre belirlenen
ve mevduatlar ile diğer yatırımlar için ödenen faiz oranıdır.
Piyasa Yapıcılığı Sistemi (Primary Dealer): Birincil
piyasa işlemlerinde etkinliği artırmak, ikincil piyasaların işleyişini
kolaylaştırmak amacı ile, hazine veya merkez bankalarının, borçlanma
senedi ihracı (ihale), döviz müdahalesi türü işlemlerinde sadece belli
kriterlere göre seçtiği banka ve diğer bazı kuruluşları taraf kabul
ettiği bir sistemdir. Piyasa yapıcısı adı altında seçilen kuruluşlar,
ikincil piyasalarda aralıksız işlem yapmak, kotasyon vermek, bir
ihracın belli bir miktarını satın almak gibi yükümlülüklere sahiptir.
Portföy Teorileri: Çeşitli risk ve getiri
yaklaşımları altında portföy oluşumlarını inceler. Portföy oluşumu ve
yönetime ilişkin, risk-getiri yaklaşımı altında portföyde yer alacak
kıymetlerin seçim sürecinin nasıl ve hangi kriterlere göre yapılacağına
ilişkin ilk teorik çalışma 1952 yılında “portfolio selection” adı
altında Harry Markowitz tarafından yapılmıştır (Bu ve sonraki
çalışmaları ile 1990 yılında Nobel Ekonomi ödülünü bu konunun diğer
teorisyenleri ile paylaşmıştır). Teorik yapı, Markowitz Modeli, 1963
yılında William Sharpe’ın (1990 nobel ödüllü diğer teorisyen) “Single
Index Model” adı altında geliştirdiği model ile basitleştirilmiş, bir
anlamda hesaplama güçlüklerinden arındırılarak daha uygulamaya yönelik
bir hale getirilmiştir. Teorik yapının gelişme süreci, 1964 yılında
Sharp, 1965 yılında Linther, 1966 yılında Mossin’ in ayrı ayrı
geliştirdikleri “Capital Assets Pricing” model adlı çalışmalar ile
devam etmiştir. 1967 yılında Steve Ross bu teori ile bağlantılı olarak
“Arbitrage Price Theory” adı altında yeni bir yaklaşım oluşturmuştur.
Bu tür teorik çalışmalar, optimal portföy yönetimi altında yoğun bir
biçimde kullanılmaktadır.
Pozisyon Fazlası (Long Position): Döviz, menkul
kıymet veya herhangi bir finansal enstrumanda sahip olunan net fazla
pozisyonu ifade eder. Örneğin, 10 milyon ABD doları nakit pozisyon
fazlasına sahip olmak, bir portföyde net olarak (nakit ABD doları
borçları düşüldükten sonra) 10 milyon ABD doları nakde sahip olmak
anlamındadır. Diğer bir deyişle bir kıymetteki fazla sahipliği ifade
eder.
Reel Faiz Oranı (Real Interest Rate): Nominal faizin
enflasyondan arındırılmış halidir. Teknik olarak, nominal faiz
oranından, beklenen enflasyon oranının çıkarılması ile bulunur.
Örneğin,İskonto edilmiş, diğer bir deyişle bir bedel karşılığı
(iskonto) el değiştirmiş olan kıymetlerin yeniden bir bedel karşılığı
(re-iskonto) el değiştirmesini ifade eder. Merkez bankalarının,
şartlarını kendileri belirlemek şartı ile çeşitli senetleri iskontoya
tabi tutarak (re-iskonto), reeskont penceresi adı altında para
politikası uygulamalarında kullandıkları bir araçtır faiz oranı % 70,
beklenen enflasyon oranı % 60 ise, reel faiz oranı % 10’ dur.
Reeskont: İskonto edilmiş, diğer bir deyişle bir
bedel karşılığı (iskonto) el değiştirmiş olan kıymetlerin yeniden bir
bedel karşılığı (re-iskonto) el değiştirmesini ifade eder. Merkez
bankalarının, şartlarını kendileri belirlemek şartı ile çeşitli
senetleri iskontoya tabi tutarak (re-iskonto), reeskont penceresi adı
altında para politikası uygulamalarında kullandıkları bir araçtır.
Repo (Repurchase Agreement): Bir kıymetin belli bir
tarihte, belli bir orandan geri satım vaadi ile alımını ifade eder.
İşleme konu olan kıymet ödünç verilen para için teminat niteliğindedir.
Merkez bankası açısından repo işlemi Açık Piyasa İşlemleri
çerçevesinde, piyasaya, işlem vadesi süresince, repoya tabi kıymetler
karşılığında geçici olarak para verilmesini ifade eder.
Resesyon: Ekonomik büyümenin belirli bir süre
negatif ya da yavaş olmasıdır. Ekonomide atıl kapasitenin olması ya da
ekonominin uzun vadeli büyüme oranından daha düşük bir oranda büyümesi
olarak da tanımlanabilmektedir.
Revalüasyon: Ulusal paranın yabancı paralar
karşısındaki değerinin artmasını ifade eder. Örneğin, Türk Lirasının
ABD doları karşısındaki değerininin 1,3 YTL’den 1,2 YTL’ ye yükselmesi
(ABD dolarının değer kaybetmesi), YTL’ nin 0,1 Lira değer kazanması
anlamındadır.
Rezerv Para (Hard Currency): Merkez bankaları ile
uluslararası finans kuruluşlarının portföylerinde bulunan döviz ve
altın cinsinden varlıkları ifade etmektedir. Buna göre, ödeme aracının
rezerv para özelliği taşıyabilmesi için, diğer paralar karşısındaki
değeri istikrarlı olmalı, dünya ticaretindeki payı büyük bir ülkeye ait
olmalı, döviz piyasalarında rahatlıkla alınıp satılabilmelidir.
Risk-Getiri: Bir yatırımın öngörülen getirisi
karşılığında mevcut riskini ifade eder. Risk genelde yatırımın geçmiş
getirilerinin standart sapması (historical volatility) ile ifade
edilir. Yatırımdan beklenen getiri ise (expected return), geçmiş
getirilerinin ortalamasıdır. Belli bir risk karşılığında elde
edilebilecek maksimum getirilerin oluşturduğu risk-getiri eğrisine
“efficient frontier” adı verilip, özellikle karşılaştırma, ölçüt
(benchmark) amaçlı kullanımı söz konusudur. Vadesine kadar elde
tutulduğunda getirisi kesin olan tahvil-bono türü yatırımlar bu tür
analizlerde genelde risksiz yatırım olarak kabul edilirler. Ancak bu
tür kıymetler üzerinde vadesinden önce işlem yapılması söz konusu ise
benzer piyasa riskleri (faiz, kur) söz konusudur.
Risk Primi: Bir yatırım aracının taşıdığı risklerin
fiyatlara yansıması risk primidir. Riskli bir yatırım aracının beklenen
getirisi ile risksiz bir aracın beklenen getirisi arasındaki fark
olarak da hesaplanabilir.
Riskten Kaçınma (Risk Averse), Risk Alma (Risk Lover), Risk Neutral: Bir yatırımcının risk karşısında takındığı tavırları ifade etmekte kullanılan kavramlardır. “Risk averse” bir yatırımcı riskli bir portföyü ancak riskini karşılayacak garanti bir prim karşılığı kabul eden, “risk lover” bir yatırımcı yüksek bir riske rağmen bir prim talep etmeksizin garanti bir düşük getiriye razı olan, “risk neutral” bir yatırımcı ise riskle değil yatırımın getirisi ile ilgili olan yatırımcı türünü ifade eder.
Riskten Korunma (Hedging): Yatırım riskine karşı korunmak amacıyla finansal pazarlardaki araçları etkin ve doğru bir biçimde kullanarak olası ters fiyat hareketlerine karşı yatırımcının yatırımını güvenceye almasıdır. Yatırımcı, karşılaşılabilecek riskleri belirli bir değere düşürmek amacıyla vadeli işlem sözleşmeleri yardımıyla uzun pozisyon alarak gelecekte fiyatların yükseleceği beklentisi ile vadeli işlem sözleşmesi satın alabilir ya da kısa pozisyon alarak gelecekte fiyatların düşeceği beklentisi ile vadeli işlem sözleşmesi satabilir.
Sabit Kur Sistemi (Fixed Exchange Rate System): Ulusal bir paranın yabancı bir para veya paralardan oluşan bir sepet değerine sabitlendiği ve bu değerin sürmesinin para otoritesi tarafından bazen açık bazen de zımni olarak garanti edildiği sistemlerdir. Ulusal paranın değeri önceden belirlendiğinden o andaki arz talep koşullarını yansıtmaz.
Saklama Hizmeti (Custodian Service): Tahvil, bono, altın ve benzeri kıymetlerin sahip olan kişi veya kurum adına bir sözleşme çerçevesinde saklanması hizmetidir (safe keeping). Türkiye’de İMKB ile Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası (VOBAŞ) nezdindeki piyasaların tümünün takas işlemleri 'Takasbank' tarafından sonuçlandırılmakta, bu kapsamda 'Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.' ile aracı kuruluşlara fiziksel saklama hizmeti sunulmaktadır.
Samurai Bonds: Yabancılar tarafından, Japonya’da, Japon Yeni üzerinden yapılan menkul kıymet ihraçlarıdır. Çoğunlukla 5 yıl ve üzeri vadede yapılan ihraçlardır. İlk ihraç 1970 yılında Asya Kalkınma Bankası tarafından yapılmıştır.
Satım Opsiyonu (Put Option): Satma hakkını ifade eder. Elinde opsiyon kontratını bulunduran tarafa, opsiyona konu olan kıymeti yine opsiyonda belirtilen şartlarda satma hakkını verir ancak bir yükümlülük getirmez. Piyasa koşullarına bağlı olarak opsiyonu elinde bulunduran taraf opsiyonu kullanmayabilir. Opsiyonun kullanılması “exercise” edilmesi olarak ifade edilir. Opsiyonu satan taraf ise, alan tarafın opsiyonu kullanmak istemesi durumunda kontrat şartlarını yerine getirmekle yükümlüdür.
Satın Alma Gücü Paritesi: Belli bir sepetteki ticarete konu olan benzer mal ve hizmetlerin farklı ülkelerdeki fiyatlarını birbirine eşitleyen döviz kurudur. Satın alma gücü paritesi hesaplanırken sadece ticarete konu olan mal ve hizmetler göz önünde bulundurulduğundan bu tür bir hesaplama iki ülke parası arasındaki değişim oranının gerçek değerini ölçmekte yetersiz kalabilmektedir.
Satış (Ask, Offer): Piyasa katılımcılarının, piyasada işlem gören değerleri (döviz, menkul kıymet gibi) satmaya istekli oldukları fiyattır.
Senyoraj "Beylik Hakkı" (Seniorage): Para basma yetkisini elinde tutan kurumun, bu yetkisi dolayısıyla para basarak elde ettiği reel gelirdir. Para stoğundaki değişimin fiyatlar genel seviyesine oranı ile ifade edilir. Enflasyonun sadece para miktarındaki artışından kaynaklanması durumunda, senyoraj ve enflasyon vergisi birbirine eşit olur.
Sermaye Piyasası (Capital Market): Bir yıldan uzun vadeli yatırım araçlarının ihraç edildiği ve işlem gördüğü piyasalardır.
Son Kredi Mercii (Lender of Last Resort): Merkez bankalarının, para otoritesi olma sıfatları ve finansal istikrarı sağlama yükümlülükleri nedeniyle, sistemde ortaya çıkan fon açıklarının piyasadan karşılanamaması halinde, son başvuru mercii merkez bankasına başvurup, bu ad altında düzenlenmiş imkanlardan faydalanmasını ifade eden bir kavramdır.
Spot Valör: Mali piyasalarda gerçekleştirilen bir işleme bağlı ödemelerin işlemin yapıldığı günü takip eden iki iş günü sonrasında gerçekleştirilmesidir.Spot valörle yapılan bir işlem, örneğin Pazartesi günü gerçekleşmiş ise ödemeler Çarşamba günü yapılmaktadır. Diğer bir deyişle spot valör, paranın kullanıma hazır olacağı tarihi ifade eder. İşlem tarihi ile kullanım tarihi arasındaki fark, mesajların hazırlanması, kontrollerin yapılması, fonların temini gibi işlemlerin belli bir zaman gerektirmesindendir.
Spot Piyasa: Spot piyasa bir ürünün alış veya satışının işlem tarihinde belirlenen fiyat üzerinde en çok iki iş günü sonrasında gerçekleştirildiği piyasadır.
Stagflasyon: Bir ekonomide üretimin düştüğü ya da en azından artmadığı bir ortamda enflasyon yükseldiği zaman meydana gelen durumu ifade etmektedir.
Sterilizasyon: Merkez bankalarının, çeşitli nedenlerle ortaya çıkan para arzı artışlarının etkilerini dengelemek için yaptıkları açık piyasa işlemleridir. Örneğin merkez bankası döviz satın aldığı zaman para arzındaki artışı menkul değerler satışıyla piyasadan çekmeye çalışır ve bu şekilde döviz piyasasına yapılmış müdahaleyi sterilize etmiş olur.
STRIP (Separate Trading of Registered Interest and Principal of Securities): Kuponlu bir menkul kıymetin anaparası ve kuponlarının ayrı ayrı işlem görebilmesi amacı ile ayrıştırılmasını ifade eder. Amaç, özellikle uzun vadeli kuponlu ihraçların yatırımcı açısından kullanım alanını genişletmek ve bu tür ihraçların talebini artırmaktır. Hazine Müsteşarlığı tarafından bu amaçla bazı değişken faizli kuponlu ihraçların anapara ve kuponları ayrıştırılmıştır.
Subprime Piyasalar: Kredi geçmişi iyi olmayan kişilerin daha yüksek faizle kredi alabildikleri piyasalardır. Eğer bu kredi ev almak amacıyla çekilmişse ‘subprime mortgage’ olarak adlandırılmaktadır. Krediyi veren kuruluşlar bu kredileri risk gruplarına ayırarak tekrar piyasaya sürebilmekte ve bunları satın alacak yatırımcılar arayabilmektedir.
Süre (Duration): Sabit getirili, kupon ödemeli bir menkul kıymetin, anapara ve kupon ödemelerinin net bugünkü değerlerinin, kupon ödeme dönemleri ile ağırlıklandırılarak bulunan vadesidir. İskontolu, kupon ödemesi olmayan kıymetlerde, duration, kıymetin vadeye kalan süresine eşittir. Risk ölçümü açısından, menkul kıymetin piyasa faizine olan duyarlılığını ölçer. Düşük kupon ödemeli, uzun vadeli kıymetlerin süresi (duration) daha uzun, diğer bir deyişle, faiz riski daha fazladır. Farklı vade ve kuponlu yatırım araçları ile bu tür mali araçlardan oluşan portföylerin birbirlerine göre hangi oranda faiz riski ile karşı karşıya olduklarının karşılaştırılmasında kullanılır. Efektif vade olarak da adlandırılır.
Swap: İki tarafın bir varlık ya da yükümlülüğe bağlı olan nakit akışını aralarında değiştirdikleri işlemdir. Örneğin on yıllık sabit faizli borca sahip bir firma ile benzer ancak dalgalı faizli borca sahip bir firma birbirlerinin yükümlülüklerini değiştirebilir. Swap işlemlerinde, faiz oranları ile döviz kurlarındaki değişmeler sonucunda ortaya çıkan riski en aza indirmek amaçlanmaktadır.
Şirket Birleşmesi (Merger): Şirketlerin birleşerek daha büyük bir şirket oluşturmalarıdır. ‘Merger’ genellikle gönüllü olarak gerçekleştirilen birleşme anlamında kullanılan bir terim olmasına karşılık bir şirketin başka bir şirketi devralması işlemi için de kullanılabilmektedir. Ancak bir şirketin diğer bir şirketi devralmasında ‘merger’dan farklı olarak bir işletmenin başka bir işletmenin hisse senetlerini satın alarak onun hukuki varlığına son vermesi söz konusudur. Ayrıca ‘merger’ durumunda devralma işleminden farklı olarak birleşmeden oluşan şirket yeni bir ad (genellikle iki firmanın adının birlikte kullanımı) almaktadır.
Tahvil: İhraç vadesi 1 yıldan uzun menkul kıymetlerdir.
Teknik Analiz: Fiyat, hacim gibi göstergelerden hareketle, geçmiş dönem piyasa hareketlerinin analiz edilerek bu yolla geleceğe yönelik olarak fiyat tahminleri yapılmasıdır. Bu amaçla, çeşitli grafik oluşumlarından ve istatistiksel metodlardan faydalanılır. Grafikler üzerinde geçmiş fiyat hareketleri nedeniyle ortaya çıkan oluşumların gelecek için gösterge oluşturduğu, dolayısıyla bu tür oluşumların alım-satım için gösterge olarak kullanılabileceği varsayımına dayanır. Bu tür analizler, örneğin, geçmişte gerçekleşen en düşük fiyatların, diğer bir deyişle fiyatların döndüğü, yükselmeye başladığı noktaların “destek noktası” olduğu, dolayısıyla alım için bu noktaların beklenmesi (kriter olması) gerektiğini, yine geçmişte gerçekleşen en yüksek fiyatların “direnç” noktası olduğunu ve satım için dikkate alınması gerektiğini öngörür.
Ters Repo (Reverse Repurchase Agreement): Bir kıymetin belli bir tarihte, belli bir orandan geri alım vaadi ile satımını ifade eder. Merkez bankası açısından reverse repo işlemi Açık Piyasa İşlemleri çerçevesinde, piyasadan, işlem vadesi süresince, verilen kıymetler karşılığında geçici olarak para çekilmesini ifade eder.
Tezgah Üstü Piyasalar (Over the Counter "OTC"
Tutsat (Türk Dil Kurumunun İktisat Terimleri Sözlüğü'nde 'Mortgage'ın Türkçe karşılığı olarak yer alan ifade): Banka veya benzer bir finans kuruluşu tarafından konut, arsa gibi taşınmaz mallar üzerinden gerçekleştirilecek ipotek karşılığında uzun vadeli konut kredilerinin kullandırılmasını öngören bir tür gayrimenkul finansman sistemini ifade etmektedir. Bu sistemde kişiler talep ettikleri taşınmaz mal için belirli bir peşinat ödemekte, geri kalan tutar ise finans kuruluşu tarafından ödünç verilerek karşılanmaktadır. Söz konusu finans kuruluşu, ödünç verdiği tutar (kredi) geri ödenene dek, taşınmaz mala el koyabilme yetkisini sahiptir. Borcun geri ödemesi önceden belirlenmiş ödeme serisine uyarak sabit ya da değişken faizle gerçekleştirilebilmektedir. Finansal kuruluşlar kullandırdıkları tutsat (mortgage) kredilerini teminat göstererek tahvil ihraç edebilmekte ve borçlanabilmektedir.
Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE): Tüketici tarafından satın alınan mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişimleri ölçen endekstir. TÜFE hesaplanırken ilk olarak, ülkenin genelini temsil eden bir örnek kitlenin bir yıl içinde hangi mal ve hizmete ne kadar para harcadığı hesaplanmaktadır. Bu hesaplamadan çıkan sonuca göre harcama gruplarına endeks içerisinde farklı ağırlıklar verilmektedir. Böylelikle bu örnek kitle tarafından yüksek oranda tüketilen mal ve hizmetler daha yüksek bir ağırlığa sahip olurken daha az tüketilenler daha düşük bir ağırlığa sahip olmaktadır. Yılın her ayının belirli günlerinde ve belirli alışveriş merkezlerinden alınan mal ve hizmet fiyatlarındaki değişim, bu ağırlıklara göre ölçülerek o ayın tüketici enflasyon rakamına ulaşılmaktadır.
Türev Piyasalar: Standartlaştırılmış türev işlem sözleşmelerinin vadeli alınıp satıldığı, gerçekleştirilen takasların bir kurum tarafından garanti edildiği, borsa bünyesinde işleyen piyasalardır. Türev piyasa işlemleri olan futures, forward, opsiyon ve swap piyasa oyuncuları tarafından riskten korunmak ya da kâr elde etmek amacıyla kullanılabilmektedir.
Türev Ürünler (Derivative Products): Getirisi başka bir kıymetin getirisine bağlanmış, diğer bir deyişle başka bir kıymetin getirisinden türetilmiş mali araçlardır. Futures ve opsiyon sözleşmeleri bu araçlara örnektir. Bu tür araçlar, döviz, faiz, altın gibi her türlü ürün üzerinden türetilebilir. Böyle bir durumda, örneğin döviz üzerine yazılan bir opsiyon kontratında, opsiyon kontratının getirisi üzerinden türetildiği dövizin piyasadaki hareketine bağlı olacaktır.
Ulusal Risk (Sovereign Risk): Bir yatırımcının yerleşik olduğu ülke dışında bir ülke menkul kıymetine yatırım yaptığında karşılaştığı risktir. Yatırım yapılan ülke merkez bankasının ya da yetkili otoritesinin döviz kuru düzenlemelerini değiştirerek döviz cinsinden yükümlülüklerinin değerini azaltabilmesi ya da tamamen sıfırlayabilmesi, borcu veya faiz ödemelerini gerçekleştirmemesi gibi riskler ulusal riski oluşturmaktadır.
Üçüncül Piyasa: Tezgahüstü piyasalarda (OTC) yapılan işlemler, üçüncül piyasa işlemi olarak adlandırılır.
Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE): Ekonomide üretim sürecinde girdi olarak kullanılan maddelerin fiyatlarındaki değişimleri toptancı aşamasında ölçen endekstir. Buna göre ÜFE, tarım, balıkçılık, madencilik, imalat sanayi ve enerji sektöründeki (elektrik, gaz, su) ürünlerin fiyatlarındaki değişimleri ölçmektedir.
Vadeli İşlemler: Spot (iki iş günü) işlem tarihini aşan ileri bir tarihte teslimi söz konusu olacak bir kıymetin (döviz, faiz, mal) vadesi, miktarı ve fiyatının bugünden belirlenerek sözleşmeye bağlandığı işlemlerdir. Forward, future ve opsiyonlar bu tür işlemlere örnektir.
Vadeli İşlemler Sözleşmesi: Sözleşmenin taraflarına, üzerinde anlaşılan fiyattan, standartlaştırılmış kalite ve miktardaki bir malı veya kıymeti belirlenen ileri bir tarihte alma veya satma yükümlülüğü veren sözleşmedir.
Vadeli Piyasalar: Vadeli piyasalar belirli bir ürünün, fiyatı bugünden sabitlenmek koşuluyla ileri bir tarihte teslim edilmesi taahhüdünü içeren sözleşmelerin alınıp satıldığı piyasalardır.
Vadeye Kadar Getiri (Effective Rate of Return): Bir menkul kıymetin vadesine kadar tutulması sonucu elde edilecek getiriyi ifade eder. “Effective rate of return” olarak da adlandırılır.
Valör (Value Date): Üzerinde anlaşma sağlanan bir işlemin, fiilen yerine getirileceği örneğin, karşılıklı olarak hesaplara alacak ve borç kaydedileceği tarihtir. Benzer şekilde bir fonun, örneğin mevduatın sahibi tarafından fiilen kullanılabileceği tarihi ifade eder.
Varlığa Dayalı Menkul Kıymet : Kuruluşların kendi ticari işlemlerinden doğmuş alacakları karşılığında ihraç edebilecekleri kıymetli evraktır. Tüketici kredileri, konut kredileri, ihracat işlemlerinde doğan alacaklar söz konusu işleme konu olabilecek alacak türlerindendir. Bankalar varlığa dayalı menkul kıymet satarak alacaklarını daha önceden paraya çevirebilmektedir.
Verim Eğrisi (Yield Curve): Belli bir anda bir yatırım aracının çeşitli vadeleri ile bu vadelerdeki getirileri arasındaki ilişkinin grafiksel ifadesidir. Dikey eksende verim (yield), yatay eksende ise vadeler yer alır. Pozitif eğimli (normal) verim eğrisi, negatif eğimli (inverted) verim eğrisi, düz verim eğrisi ve orta vadelerde yüksek verimi ifade eden (bell shape) verim eğrileri olarak sınıflandırılırlar. Eğrinin zaman içindeki hareketleri; dikleşmesi, “steeping” (pozitif eğimli bir eğri söz konusu ise eğrinin orijine uzak kısmının yükselmesi, yakın kısmının düşmesi, eğimin artması), düzleşmesi, “flattening” (pozitif eğimli verim eğrilerinde orijine uzak kısmın düşmesi, yakın kısmın yükselmesi, eğimin azalması) ve eğrinin şeklinin değişmeden yukarı aşağı hareket etmesi, “paralel shift” olarak adlandırılır. Eğrinin eğiminin artması, uzun vadede faizlerin (enflasyonun) yükseleceği beklentisini yansıtır. Eğimin azalması, diğer bir deyişle pozitif eğimli bir verim eğrisinin düzleşmesi (orijine yakın tarafın yükselip, uzak tarafın düşmesi) ise, yatırımcıların ileride faizlerin düşeceği beklentisi ile mevcut faiz oranlarından daha uzun süre faydalanmak için uzun vadeye yönelmelerini, dolayısıyla artan talep ile bu vadede verimin düşmesini, fon talep edenlerin de ileride daha düşük faiz oranlarından borçlanma imkanı doğacağı beklentisi ile kısa vadeyi tercih etmelerini, dolayısıyla arz fazlası nedeniyle verimin artmasını ifade eder.
Yatırım Fonları: Halktan katılma belgeleri karşılığı toplanan paraların, yatırım şirketleri tarafından sermaye piyasası araçları ile ulusal ve uluslararası borsalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenlerden oluşan portföye dönüştürülmüş halidir. Yatırım şirketleri tarafından yönetilen bu fonlar özelliklerine ve yatırım alanlarına bağlı olarak yatırımcılara farklı şekilde getiriler sağlamaktadır.
Yönetilen Dalgalı Kur Rejimi (Managed Float): Resmi bir kur hedefi olmaksızın döviz kurlarının serbest olarak piyasada belirlendiği, ancak otoritelerin piyasaya döviz satmak ya da piyasadan döviz almak suretiyle kurlara müdahale edebildiği kur rejimidir.
Yüksek Riskli Yatırım Fonu ("Hedge Fon" karşılığı olarak SPK'nın Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği'ne eklemeler yapan değişiklik taslağında öngörülen ifade): Belirli kısıtlamaları en aza indirgenmiş, mümkün olduğunca esnek yatırım stratejisi izlenebilen bir yatırım fonu türünü ifade etmektedir. Hedge fonların normal yatırım fonlarından temel farkı, açığa satış yapabilme ve borçlanabilme (borç alınan kaynakla yatırım yapabilme) olanaklarıdır. Bununla birlikte hedge fonlar sayesinde yatırımcı, kısa ve uzun pozisyon alabilmekte, arbitraj stratejileri uygulayabilmekte, değerinin altında fiyatlanmış bir menkul kıymeti aynı anda hem alıp hem satabilmekte, opsiyonlara veya tahvillere yatırım yapabilmekte ve düşük risk altında yüksek getiri elde etme imkanı taşıyan her türlü piyasada yatırım yapabilmektedir.
Zorunlu Karşılık Oranı: Mevduat kabul eden finansal kurumların bu mevduatlara karşılık olarak merkez bankasında tutmak zorunda oldukları mevduatlarının kanunen saptanan oranını ifade etmektedir. Merkez bankaları bu oranı bir para politikası aracı olarak kullanabilmektedir. Eğer bankalar atıl rezervlere sahip değilse, zorunlu karşılık oranı artırıldığında bankalar verdikleri kredileri geri çağırırlar ve bu durum para arzının azalmasına neden olur. Zorunlu karşılık oranı düşürüldüğünde ise zorunlu karşılıkların bir kısmı kullanılabilir rezerv şekline dönüşür, bu da bankaların kredi tabanını artırır. Bankaların kredi tabanın genişlemesi de para arzının artmasına neden olur.









