En keskin dönemeçte biziz!
Martin Wolf Financial Times’ın baş ekonomi yazarı. Dünya çapında ağırlığı olan bir iktisatçı ve yazar Martin Wolf, bugün gelinen noktada dünya için geleceğe dönük dinamik politika adımları gerektiren, dört temel risk konusu görmekte.
Dün bu sütunda vurguladım. Özellikle ABD’de finansal sektörde sorunlar aşılmaya başlandı. Reel sektör de çok kötü durumda değil şu esnada. Avrupa yeni yeni, hafif de olsa, yani çok şiddetli olmasa da, finansal ve reel sektörlerde bozulmalar yaşamakta.
Wolf’a göre bugün durduğumuz noktada geleceğe dönük riskler ne?
Birincisi, bugünden geleceğe baktığımız zaman, uluslararası ödemeler ve sermaye hareketlerinde bir takım uyum gelişmeleri gerekiyor. Bir yerde biriken tasarruflar, tasarruf ve fon sıkıntısı olan yerlere aktarılmak zorunda ki, dünya çapında dengeye düzenli şekilde gelinsin. İşte bu uyum hareketleri, özellikle de gelişen ekonomilerin bazılarında (biz vurgulayalım, mesela Türkiye’de?) yeni finansal krizler çıkartmadan gerçekleştirilebilir mi? Bu önümüzdeki bir-iki yılın sorunu olarak görülüyor.
Gündeme getirilen ikinci risk (ki Türkiye için de çok önemli bir risk bu) para politikası büyük bir emtia fiyatı zıplaması (şoku?) da gündemde iken, nasıl yönetilecek? Anti enflasyonist görüştekiler tüm diğer değişkenlerin fiyatlarının aşağıya bastırılması gerektiğini vurguluyorlar. Ama bu yaklaşım dikkatli bakılırsa, uzun süreli düşük dozda büyüme demek. Diğer taraftan emtia fiyatlarındaki enflasyon ne kadar uzun sürerse, bu teze karşı çıkmak da o kadar zorlaşacak gibi görünüyor.
Üçüncüsü, bu kadar kötü bir şekilde adeta sorumsuzca davranmış ve acı sorunlar üretmiş bir finansal sistem hakkında ne yapılması gerekiyor? Finansal kesimdeki regülasyonun değişmesi gerektiği artık ortada da, bu değişim ne kadar radikal olmak zorunda? Ülkelerin ve global finansal sistemin yapısını daha az krize dönük yapmak için, finans sisteminin esneklik ve yaratıcılık özelliklerini ortadan kaldırmadan atılabilecek adımlar ne olmalı?
Ve tabii dördüncü ve en önemli risk konusu ve ekonomik politika sorusu olarak, dünya çapında acaba liberal ve global anlamda entegre bir ekonomik yapıyı destekleyecek bir siyasi konsensus hem gelişen ve hem de gelişmekte olan ülkelerde devam edebilir mi? Hem gelişen ülkeler hem de gelişmekte olan ülkelerde yaşanan son yılların en parlak ekonomik değişim dönemi bu krizde gerçekleşenler sonrasında desteğini kaybedebilir mi? İnsanlar, bugün birçok yerde finansal kaos yaşarken, düşen konut fiyatları birçok aileyi tehdit ederken, uzun süre olabilecek durgunluk gündemde iken ve temel gıda maddeleri ve enerji başta olmak üzere birçok emtiada fiyat şokları ve arz sorunları yaşanırken nasıl globalleşme ve serbestleşmeye inanmaya devam edebilirler?
Martin Wolf 23 Nisan günkü köşe yazısındaki analizinde bu temel risk ve politika sorunlarının altını çizmiş ve bugünün kritik bir dönemeç olduğunu vurgulamış. Doğru yöne doğru gitmeye ise, sadece insanlar kendileri karar verebilir diyor! Ama bu dönemeçte doğru yöne dönmek için gerçekleştirilmesi gerekecek tercihler kolay olmayacak diyerek bitiriyor.
Tüm dünyada, en keskin dönemeçte, en zor tercihlerin karşısında bulunan ülkenin belki de Türkiye olduğunu, biz anlıyor ve düşünüyor muyuz? Yoksa kaşınmaya devam mı edeceğiz?
İlgili yazılar









